Türk Siyaset Bilimci ve Uluslararası Politika Uzmanı İsmail Cingöz, IRDS Merkezi’ne (BMDAM) konuyla ilgili verdiği röportajda şunları kaydetti:

Amerika Birleşik Devletleri’nin bir önceki başkanı Joe Biden, Ukrayna-Rusya savaşında Ukrayna’ya sınırsız askeri kaynak ve siyasi olarak uluslararası arenada destek veren bir başkan olarak öne çıkmıştır. Fakat Amerika başkanı Donald Trump ise, Ukrayna’ya verilen desteklerin Amerika’ya büyük bir maddi külfet oluşturduğunu belirlemiş ve göreve gelir gelmez Biden döneminde Ukrayna’ya verilen askeri desteklerin ve mühimmat yardımlarının parasının talep edilmesi gerektiğini açıklamıştır. Yani Donald Trump, Ukrayna’ya karşılıksız yardım yapılmayacağını göreve başlamasıyla birlikte bildirmiştir.
Aynı zamanda Başkan Trump, şu anda Rusya kontrolüne geçen Ukrayna topraklarının kıymetli toprak elementleri, yani nadir elementler ve yeraltı-yerüstü kaynakları açısından zengin bir bölge olduğunu bilmektedir. Amerika’nın bu kaynaklara acilen ihtiyacı vardır; çünkü kıymetli toprak elementleri konusunda ABD, Çin’e bağımlıdır ve bu bağımlılıktan kurtulmak için farklı kaynaklardan erişim sağlamak istemektedir.
Şu anda Donald Trump ile Vladimir Putin’in bu konuda anlaşmış oldukları bellidir; çünkü Alaska görüşmeleri bunun nihai noktasıdır. Putin, işgal altında tuttuğu Ukrayna topraklarındaki nadir elementlerin ve diğer madenlerin Amerika tarafından kullanılmasına izin verirken, Trump da Çin’e olan bağımlılıktan kurtulmak için buna razı olmuştur. Bu razılıkla, Ukrayna’nın toprak kayıplarını da Zelenskiy’e kabul ettirmek için girişimlerde bulunulmuştur. Yani Zelenskiy’in Amerikan desteği olmadan Rusya’ya karşı savaşını sürdürmesi bu saatten sonra oldukça zordur.
Avrupa ülkelerinin Zelenskiy’e desteği de Amerika’ya bağlıdır; çünkü Avrupa ülkeleri Amerika’dan temin ettikleri mühimmatları Ukrayna’ya hibe ederek veya satarak destek verebilmektedir. Ukrayna’ya verilenler arasında Avrupa ülkelerinin kendi ürettikleri askeri materyaller oldukça düşük kalmaktadır. Bu nedenle Amerika, Ukrayna’ya yardımı keserse Avrupa da dolaylı olarak kesmek zorunda kalacaktır. Avrupa’nın sadece siyasi desteği yeterli olmayacaktır; çünkü Avrupa ülkeleri, Ukrayna’nın toprak kayıplarıyla bir ateşkese razı olmasını istememektedir.
Her hâlde, Ukrayna’nın yeraltı ve yerüstü kaynaklarını ve kıymetli toprak elementlerini Amerikanın tek başına işletme hakkını elde etmesine Avrupa razı olmak istememektedir; böyle bir zenginliği yalnızca Amerika ile paylaşarak kabul edebileceklerini dolaylı bir şekilde belirtmişlerdir.
Yani Putin ile Trump’ın Ukrayna’nın parçalanması konusunda anlaşmış oldukları, Trump’ın bu 28 maddelik anlaşma metniyle ve “Eğer bunları kabul etmezsen, artık seni desteklemem” açıklamasıyla anlaşmanın varlığını gösterdiği anlaşılmaktadır. Zelenskiy’in bu şartlar karşısında seçeneği ya toprak ve kaynaklara razı olarak bir ateşkese ve barışa ikna olmak, ya istifa etmek, ya ona karşı bir askeri darbe tertip edilip görevden uzaklaştırılmak, ya da az bir ihtimalle Ukrayna zenginliklerinin paylaşılabilmesi için Zelenskiy’e yönelik bir suikast gibi durumlarla karşılaşmak olacaktır.
Bu dört durumdan birisine önümüzdeki günlerde Ukrayna’da şahit olma ihtimalimiz kuvvetle muhtemel gözükmektedir.
Turan Əlizadə





