Türk Siyaset Uzmanı, Uluslararası İlişkiler Profesörü Hüsamettin İnaç, İRDS Merkezi’ne (BMDAM) verdiği röportajda konuyla ilgili şunları söyledi:

Trump İle Si Tsinpin arasında uzun süredir beklenen görüşme Güney Kore’nin Busan kentinde gerçekleşti ve malum olduğu üzere çok uzun dönemdir Trump iktidar koltuğuna oturduğu günden beri Çinle Amerika arasında ciddi bir ticaret savaşı ve gerginlik söz konusuydu, Trump özellikle gümrük vergilerini artırarak hatda uygulama imkanı olmayacak bir seviyeye çıkararak Çini sıkıştırmaya çalışırken Çinde elinde bulunan nadir elementlerin Amerikiya satılması konusunda ciddi kısıtlamalar ortaya koymuşdu ve bu geçen zaman dilimi içerisinde her iki tarafda bir-birini tartdı, bir-birini denedi, bir-birinin alternativi olub-olmadığınıda gündeme getirmeğe başladılar ama her iki taraf günün sonunda bu işten zararlı çıkacağını fark ederek bu ilişkileri artık daha fazla germemenin ticaret savaşını daha ireli bir noktaya taşımamanın kendileri açısından faydalı olacağını düşündüler. nitekim 100de 57 olan gümrük vergisini Trump bu görüşmenin akabinde 100de 42 ye düşürdü. Si Tsinpin de aynı şekilde nadir elementlerin ihracatı konusunda özellikle çip ve mıknatıslı bir takım eşyalar, kullanılan mazemeler konusunda kısıtlamaları önemli ölçüde kaldırdı. burada aslında her iki tarafın farklı öncelikleri var. mesela Çin özellikle biliyorsunuz 2013 senesinde Kazakistanda “kuşak yol” projesine dektere etmişdi, buna göre Pekinle-Londrayı birleştirecek bir ticaret koridoru hem denizde, hemde karada oluşturma çabası içirisine girmişti. Amerikada farklı dönemlerde bunu engellemek, geciktirmek mümkünse tamamen ortadan kaldırmak gibi arayışlar içerisine girdiler, çünki ticaret savaşlarını eger Çin kazanırsa ve Amerika özellikle 40 trilyon dolar olan borcunu ödemekte zorlanırsa, aziyyet içerisine girerse Amerikanın dağılmasına kadar gide bilecek bir sürecin başladığını Amerikalı yetkililer görmekteler, çünki Amerika 50 civarında eyalet dediğimiz devleti küresel hegomon güç olduğu için elinde tuta biliyor, ama Amerika 2-ci ülke konumuna düşerse askeri ve ekonomik anlamda bu 50 eyaletin dağılma ihtimali oldukca büyüyor. Bunun için Amerika Çini baskılama içerisine girdi ama Çin başından beri son derece bilge bir tavır ortaya koydu, barış canlısı davrandı, hiç bor zaman için askeri gücünü kullanmadı ve ihtilab bölgeleri Orta Doğu başta olmak üzere Güney Kafkasyada, Afrikada farklı yerlerde askeri anlamda bir rekabet içerisine Amerikayla girmedi, ekonomik ilişkiler üzerinden dünyada nüfuz kazanma çabası içerisine girdi. Bu açıdan bakıldığında ciddi bir farklılaşma var ama Trump iktidara geldiği günden beri guya dünyaya barış getireceğim iddiasıyla haraket ederken, kendi müttefiklerini bile kızdıracak adımlar atdı. Dışlayıcılık ve istismarcılık uyguladı, son dönemde biliyorsunuz Avrupanın çöküşüne kadar gidicek süreci başlatdı ve Avrupada özellikle Ukrayna savaşını kullanarak Rus korkusunu tetiklemek suretiyle hem Çinle Avrupa Birliği arasında ki ticareti kesdi, hemde Rusyadan ucuz doğal qaz ve enerji almasını avrupanın önemli ölçüde engelledi. Buna ilaveten Ukrayna savaşında daha çok Putinin yanında yer almak suretiyle tamamen Ukraynaya verdiği silah ve maddi desteklerin tamamını kesdi. Avrupa bundan sonra ancak parasını ödeyerek Amerika silah ve mühimmatını yada gerekli malzeme ve ekipmanlarını ala bilecek. Dolayısıyla buda Avrupayı kendi ordusunu teşkil etmeye doğru götürüyor ve buda çok zorlu bir süreç, yani parayı bulsa bile, silahları alsa bile, nihayetinde savunma ve güvenlik mimarisi konusunda bir kültürü olmadığı için, ikinci dünya savaşından itibaren yeni güçlü bir ordu teşkili için çaba sarf etmediği için, bu süreç oldukca zorlu geçecek. Dolayısıyla tüm bunları alt-alta koyduğumuz zaman Amerikayla Çin arasında yeni kurulan ilişkiler oldukca önemli, bu avrupanıda önemli ölçüde rahatlatacaktır, Avrupanın Çinle ticareti yeniden oluşturumasında etkili olucaktır ve onlarada rahat bir nefes aldıracaktır diye düşünüyorum.
Hüsamettin İnaç
Turan Əlizadə






